<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675</id><updated>2011-07-08T12:40:17.959+03:00</updated><category term='Liebe...'/><title type='text'>both sides of the force</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>22</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-6717738200348439868</id><published>2009-12-30T05:17:00.003+02:00</published><updated>2009-12-30T09:39:39.889+02:00</updated><title type='text'>Ütopya</title><content type='html'>...&lt;br /&gt;bunun nasıl başladığını sadece ikimiz biliyoruz,&lt;br /&gt;bir ütopyaydın sen.bir masaldın&lt;br /&gt;Ağacın en üstünde duran dalından hiç kopmayacak,&lt;br /&gt;tırmanıp alamayacağım yükseklikte duran bir elma gibi&lt;br /&gt;- belki de benim böyle sanmamdı bu-&lt;br /&gt;en güzeli, en sıradışı olanı, en cezbedicisi,&lt;br /&gt;geceleri uykularda dahi kendini düşündüreni sendin.&lt;br /&gt;Başa gelebilecek en tatlı şey sendin; sevinciyle, o derin hüznüyle, herşeyinle...&lt;br /&gt;Ama senin erişilmez olman gerekirdi,&lt;br /&gt;imkansız olan sen olmalıydın.&lt;br /&gt;En uç noktada, gerçeğin hayalle ayırt edilemeyeceği yerde duruyordun öylece.&lt;br /&gt;Çünkü o antik çağın tasvir edildiği heykeller gibiydin; kusursuzdun yaşatacağın mutluluklarla&lt;br /&gt;akıttıracağın gözyaşlarıyla, acınla, saflığınla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve her nasılsa, nasıl bir olay örgüsüyse seni yaşamaya başladım.&lt;br /&gt;İçime işledin.&lt;br /&gt;Gözümü kapadığımda gördüğüm sendin, etrafta kokunu ayırt ettiğim.&lt;br /&gt;Bakarken dalıp kaybolduğum senin denizlerindi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Sonra çok şey yaşadık birlikte ayrı düştük, düşürdük aslında ikimizde birbirimizi.&lt;br /&gt;Bir rüya gibi göreceksek eğer bunları uyandık rüyamızdan.&lt;br /&gt;Söyleyemedik ikimizde birbirimize hiçbir şeyi:&lt;br /&gt;Ne sen beni ararken yanında "gel" diyebildin,&lt;br /&gt;ne ben birşey söylemeden yollarına düşebildim.&lt;br /&gt;İnatçılığımızdı bu belki; birimizden birimizin pes edeceğini sandık;&lt;br /&gt;sanki bir güreş müsabakasında iki rakiptik.&lt;br /&gt;Gurur denilen başkalarının tanımı koyduğu sınırlamaya takıldım ben,&lt;br /&gt;inanmadığım ve inanmamam gereken prangaya kandım gurur ile...&lt;br /&gt;Sen de benzerini yaptın buradan  bakıp düşününce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayemizin bundan sonraki kısmında ben sana sadece uzaktan bakabildim,&lt;br /&gt;yüzleşmekten korktum,en dipteyken daha da incinirim sandım belki, kim bilir?&lt;br /&gt;Halbuki içimden bir parçam kopmuştu sen giderken, daha fazla neyim incinebilirdi ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olduğum kişiden, kendimden vazgeçtim sonra bambaşka bir kişi gibi görünsem herşeyin nedeni anlamını bulur sandım,&lt;br /&gt;kendimi gaza getirdim.&lt;br /&gt;Başkalarında aramaya çalıştım seni.&lt;br /&gt;Pişmandım oysa senden uzak olmaktan ama devam ettim sanki göl maya tutarmış gibi...&lt;br /&gt;Tutmadı da haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimi kapadığımda seni görüyordum ben oysa, ama baktığım yüzlerde yoktun sen,&lt;br /&gt;kokuları; eskiden kalmış kremler gibi koktuklarını düşünürdüm hep, midem bulanırdı, kaçtım hepsinden bin bir bahane ile; düşünmeden; ne bana hissettikleri duyguları umrumdaydı, ne incinmeleri ne de varlıkları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü...&lt;br /&gt;Baktığım her yüzde senin yüzünü aradım, ve gözlerimin önünden geçen her yüzde de arıyorum hala...&lt;br /&gt;Hala o kokun burnumda, evimde o son giydiğin ve hala anneme yıkattırmayıp sakladığım t-shirtimde, almış olduğun o ilk günden beri dar gelen ama sana söyleyemediğim hırkaya sinmiş olan kokun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hala uyumadan önce kulağıma Demir Demirkan'dan "zaferlerim"i fısıldayan, o karanlık odada içimi gören ışığın, o buğulu gözlerin sesini arıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpek gibi saçlarının boynumda dolaşmasını..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada birçok şey daha oldu sana ve bana dair,&lt;br /&gt;sağlığımızdı hayatımızda geleceğimizdi, aileler vs herkesin gündelik problemleri gibi problerimizde vardı, her ikimiz de kendimizce çözdük bunları,&lt;br /&gt;bugünlere geldik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bilmiyorum, bilemiyorum ya birtanem;&lt;br /&gt;birçok şey geçti ikimizin de başından üzüldüğümüz sevindiğimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç birisi umrumda mı sanıyorsun?&lt;br /&gt;Tüm bu ayrı gayrılık olanlar, araya girenler sence sensizliğim kadar umrumda mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bakışını arıyorum hala, bir umut birşey dermisin diye dudaklarının arasından çıkacak bir sözcüğü bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O lanet soruyu soruyorum ben kendime neden diye?&lt;br /&gt;Hepsi nedenle başlıyor nasılı yok, ne zamanı yok, kim olduğu yok.&lt;br /&gt;Çünkü sadece sana ve bana bu soru...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden ya, neden ne yaptım ki deböyle gelişti herşey,neden sıradan bir başkasına bakıp kaybolamadım neden senle yaptığım herşeyi ilk günki gibi hatılıyorum, neden gidip başkalarını üzebilip umursamayacakken sende takılı kaldım, neden başka kızların yapmacık tavırlarından&lt;br /&gt;sıkılıp yol verecekken, senle gözyaşlarımızı paylaştık...neden neden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neden hala bu yaşımda geri kalan herşeyi; sağlığımı okulumu geleceğimi geri plana ittirebilirken&lt;br /&gt;neden her sabah senin adınla başlıyorum yaşamaya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neden seni üzen herkese seni kırmış olanlara hayattından çıkartıklarına dahi şans verirken neden bana "benim için bu şekilde hissedecek belki tek kişi sensin" diyip neden ben araftayım yıllardır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes bambaşka şekilde kulağımı tırmalıyor; gene mutsuz mu olmak istiyormuşum ileriye devam etmek gerekirmiş, hayatın tadını çıkartmam gerekirmiş vs vs...&lt;br /&gt;ne ki tüm bunların hepsi? bunca zırvalama işler mi kafama, boş laflar...Bini bir paraya,&lt;br /&gt;kendi söküğünü dikemeyenlerden hava civa dersleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep sormak istiyorum ama&lt;br /&gt;yanında seninde benim de ve hatta onların da kendilerini bildiği gibi&lt;br /&gt;kaypaklarla dolu...&lt;br /&gt;hani hiçbirimiz tam doğru değiliz de&lt;br /&gt;onlar ama be; ne olduklarını kendi gözlerimle gördüklerim...&lt;br /&gt;Çıkarları için hırsları için her boku yiyebilecek olanlar,&lt;br /&gt;birbirlerini satanlar,&lt;br /&gt;ne işi var onların senin yanında?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden o riyakarların bile çamura yatıp yanında olabilme fırsatları var,&lt;br /&gt;ama benden bir selamı bir merhabanı esirgersin,&lt;br /&gt;benden o onların anlattıkları zırvaların aslını öğrenmekten çekinirsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerime baksan oysa sadece,&lt;br /&gt;gözlerim o kadar çok şey anlatacaklar ki sana...&lt;br /&gt;Henüz konuşmaya başlamış bir çocuğun heyecanıyla dökülcek kelimeler gözlerimden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soluklanıyorum zaman zaman,&lt;br /&gt;aklımdan tüm bunların aksini düşünmeye çalışıyorum belki birşey gelir mantıklı olabilecek olan.&lt;br /&gt;Ama o kadar mantıksız ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden sana bu itimasım nasıl becerdin de işledin bu kadar içime, neden girip hayatıma başka kızlarda kendini arattıracak kadar sevdirdin kendini?&lt;br /&gt;Neden diğer her kıza kusur bulduracak kadar kendini beğenmiş egoistin tekine dönüştürdün beni?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana "neden ben" diye soracaksın biliyorum;&lt;br /&gt;çünkü sen masalım sen üşürken eline eldivenleri verdiğimde yanıyordum ben,&lt;br /&gt;çünkü elin kalbime değdiğinde beni buz yatırmışlar gibi titreten, gözlerinden iki damla yaş süzülünce kahreden,&lt;br /&gt;yüzümü ellerinin arasına alınca huzur bulduğum,&lt;br /&gt;kendini emanet ettiğim edeceğim sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri kalan 6 milyar insan için dünyanın en kötüsü olsan da, cehennemim olacak olsan dahi kalbimi vereceğim sensin...&lt;br /&gt;Beni şimdi arafda bırakıp her gün belki görürüm umuduyla tekrar doğdurup, göremeyince uzaklara gideceğini bildikçe öldüren, iyiyi de kötüyü de paylaşmak istediğim sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen; beni hiç varolmayan o ülkeye götürüp orda masalını yaşatanımsın, beni uyandıran, ütopyam, bir sözcüğünü beklediğim; sevdiğim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-6717738200348439868?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/6717738200348439868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=6717738200348439868&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/6717738200348439868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/6717738200348439868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/12/utopya.html' title='Ütopya'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-9158019164707269618</id><published>2009-12-30T02:39:00.004+02:00</published><updated>2009-12-30T05:09:18.909+02:00</updated><title type='text'>Temenniler...</title><content type='html'>Ne zamandır aklımda olan şeyleri yazsam mı, yazmasam mı acaba diyerek, tereddütte kalmış düşünürken okudum aşağıda alıntılayacağım yazıyı. Öyle bir anda parlak bir ışıkla başlayan bir aydınlanma yaşamadım, dünyayı değiştirecek kadar çok güzel sözler de değildi belki; ama kendi ikiyüzlüğümü ve en azından başkalarından beklediğim ya da tam tersi onlara sunduğum şeyi; ne olduğunun farkında olsam da yaptığımın, okurken de olsa yüze vurulması güzel bir his.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir his, çünkü düşündürüyor; ne gereği var bunca yapmacıklıkların, içtensiz kelimelerin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel; çünkü başkalarını incitmemek namına kendimi incittiğim ya da türlü yapmacıklarla başkalarına sevgi yumağı görüntüsü çizdiğim zamanların anlamsızlığını; susup söylemek istediğim cümleleri içime atıp yokmuş gibi davranmaktansa, göze alıp yüzleşmeyi, gerekirse bazı düşünceleri tabularımı yıkmam gerektiğini hatırlatıyor.Ne yalan söyleyeyim içimdeki yazma konusundaki bombanın fitilin ateşlenmesini en az bazı dostlarımın gaza getirici cümlelerinden daha mantıklı bir şekilde sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Absürd temennilerle, içimden gerçekleşmemesini umduğum dilekler yerine daha gerçekçi olmak gerekiyor. Söyleyivermek, anlaşılmayı ummak yerine anlamalarını sağmalamak - zorla dahi olsa-, inat etmek, gerekirse halının altına elleri sokup, halıyı çekerek tüm o kağıttan kaleleri yıkmak  gerekiyor.Öyle ya da böyle üzülüyoruz; öyle ya da bi şekilde ne düşündüğümün veyahut yapmam gerekenlerin üzerine bir örtü çekmektense göze almak çabalamak gerekiyor.Zira kaybedilecek şeyler zaten kaybedildi veya kaybediliyor ve kaybedilecek de bundan sonra, daha ötesi yok, çünkü gerçek olan bu...Bu yüzden dilenebilecek en güzel şey; bu gerçeklik, bu farkındalık... Ötesi ikircikli hallerimizin dışavurumu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümde dururken başka taraflara bakıp görmezden geldiğim, belki de çabuk unuttuğum bu durumu gözümün önüne koyduğun için teşekkkürler Arda abi, temenninin hepimiz için gerçekleşmesi ümidiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;h3 class="post-title"&gt;      &lt;/h3&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;h3 class="post-title"&gt;"Başlıksız        &lt;/h3&gt;                           Son iki aydır çok fazla ilgilenemedim Siyah Gri Beyaz'la. Bahane çok: İşler yoğundu, seyahat çoktu, yağmur yağdı, şimşek çaktı vs...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken bitirdik bu seneyi de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram ve özel gün temennilerini yapmacık ve haddinden fazla naif bulmuşumdur hep. "Herkese sağlık, mutluluk, başarı dolu bir yeni yıl dilerim" gibi lâflar çok boş geliyor bana. Bu dileği sunduğum istisnasız herkes mutlu, sağlıklı, başarılı mı olacak? Ölümler, hastalıklar, sakatlıklar, acılar, hayal kırıklıklarını tanımadığım insanlara mı paslıyorum? İkircikli bir durum değil midir bu ya da ben mi haddinden fazla pesimistleştim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama mesela ben kendi adıma demek isterim ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım yeni gelen yıl, sunacağı tüm mutsuzluklar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm hayal kırıklıkları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm başarısızlıklar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm acı haberler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve hastalıklar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve umutsuzluklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vasıtası ile olgunlaşmama vesile olur. Elde edeceğim başarıların, geçireceğim sağlıklı günlerin, tadacağım keyiflerin kıymetini az buçuk bildim, bilirim zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah Gri Beyaz okuru için de aynısını temenni ederim."&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.naval-database.com/2009/12/baslksz.html"&gt;http://www.naval-database.com/2009/12/baslksz.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmadan;&lt;br /&gt;Enseyi karatmadan, olumsuzluklara inat, hatalardan ders alarak gerçeklerimizden kaçmadan daha sıkı sarılacağımız, daha fazla çalıştırtacak, düşündürecek günlerle dolu yeni bir yıl olsun herkes için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-9158019164707269618?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/9158019164707269618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=9158019164707269618&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/9158019164707269618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/9158019164707269618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/12/temenniler.html' title='Temenniler...'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-7257184436840285275</id><published>2009-11-04T01:35:00.003+02:00</published><updated>2009-11-04T03:23:11.432+02:00</updated><title type='text'>Sonbahardan çizgiler...</title><content type='html'>Tek istediğim şu süregelen dönemde biraz huzur; birazcık kafamın sakinleşmesi...&lt;br /&gt;Bir yanda birbirimizin yüzlerine bakarak yalan söylediğimiz herkesin sahte ifadeler takındığı arkadaşlıklar, diğer yanda yapmacık iyimserlikle başkalarına burunlarını sokmamaları için ifade edilmeye çalışılan ya da ne zamandır beklenilen soruların arayışların cevapları...Öte yanda fırtınaya çalacak havanın hali gibi patlamaya hazır pis, boğucu bir suskunluk hali...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olursa olsun, tüm bunların hiçbirisinde daha kötü olmayacak belki de...&lt;br /&gt;Öyle ya da böyle etkiliyorlar, etkilemeye de devam edecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lazım olan şimdi çözüme kavuşmasa, kavuşturmasa dahi herşey sırtına yaslanılmaktan çekinilmeyecek dostlar, kardeşler ve belki de aklımda -içimde desem daha doğru olurdu- en çok kalan sevdicek.Biraz kirli beyaz, biraz peynir, semizotu, roka...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime not: Oturup bir yandan içip bir yandan yemek yapıp yeni tatlar denesem mi? spaghetti carbonara belki ya da şu ders sıkıntısından aceleye gelen jambonlu sarma? Denemek lazım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-7257184436840285275?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/7257184436840285275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=7257184436840285275&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/7257184436840285275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/7257184436840285275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/11/sonbahardan-cizgiler.html' title='Sonbahardan çizgiler...'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-8197200283536633794</id><published>2009-09-16T07:53:00.003+03:00</published><updated>2009-09-16T08:12:54.475+03:00</updated><title type='text'>gelmeyecek bile olsan</title><content type='html'>Beni sevdiğinde bu şiir neredeydi?Gerçi soru mu bu, benim  aklım neredeydi çoğu zaman değil mi?&lt;br /&gt;Bazı şeylere başlamak istediğimde her seferinde aklıma gelen şeyin artık ne olduğunu biliyorum. İsmi yok, adlandırmaya da gerek yok aslında.Kimisi hasret der, özlem der, nefret, aşk, karasevda ve kimbilir...Ben adlandırmaktan, ad koymaktan vazgeçtim.Tarifini yapsam da anlamayacağın o his var duygularla karışık.Düşünceler mi?Onlar uzak ara apayrı dünyalara yelken açtılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamını yitirmişler ve flulaşmış hisler, düşünceler...Sen yap tanımı.Bana  göre çöl desem bir yerde haklıyımdır ama çöl de değil orası: derin karanlık evrenin başlangıcından öncesi gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümit Yaşar Oğuzcan'ı ortaokul hayatından sonra tekrar karşılaşacağımı bilsem ve bir o kadar tanıdıklarımda bilse suratlarımızda o malum hınzır gülümseme ile bir zamanlara dair anılar canlanırdı.Oysaki anılarım yok "bir nefes düş gibi"yi okurken.Sadece yaşadığımın tanımı gibi hissettiriyor okurken mısralarını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.&lt;br /&gt;sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.&lt;br /&gt;sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.&lt;br /&gt;çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...&lt;br /&gt;yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu&lt;br /&gt;sevme hakkından alıkoyamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmek çoğu zaman var olmaktır.&lt;br /&gt;sonunda bizi yok olmaya götürse bile.&lt;br /&gt;ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.&lt;br /&gt;sen bile buna karşı koyamazsın.&lt;br /&gt;sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.&lt;br /&gt;bir zaman başkalarında aradım seni,&lt;br /&gt;başka yüzlerde, başka ellerde aradım.&lt;br /&gt;aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasıl olsa gelecektin birgün.&lt;br /&gt;ve işte geldin de!&lt;br /&gt;bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,&lt;br /&gt;bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.&lt;br /&gt;acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım&lt;br /&gt;hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.&lt;br /&gt;birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.&lt;br /&gt;ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.&lt;br /&gt;coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,&lt;br /&gt;mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri&lt;br /&gt;beraberinde sürükleyerek gideceksin.&lt;br /&gt;işte o zaman yoklukların&lt;br /&gt;en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;er geç gideceksin; beni anlayamadan,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;beni sevemeden gideceksin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tesellisiz bir hüzün kalacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yıllardır aradığım sendin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geldin ya!&lt;br /&gt;şimdi herşey güzel seninle.&lt;br /&gt;yürümenin, konuşmanın,&lt;br /&gt;nefes almanın bir başka anlamı var artık.&lt;br /&gt;sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba bir konuşmaya sığdırabilir miyiz tüm bunları? Ve dahi olabilir miydi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-8197200283536633794?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/8197200283536633794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=8197200283536633794&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/8197200283536633794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/8197200283536633794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/09/beni-sevdiginde-bu-siir-neredeydigerci.html' title='gelmeyecek bile olsan'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-1597046558044861365</id><published>2009-09-16T03:30:00.002+03:00</published><updated>2009-09-16T04:10:38.579+03:00</updated><title type='text'>ayak sesleri...</title><content type='html'>Ruhumu sattım mı; ya da sattıysam nerde, ne zaman, neye, kime sattım bilmiyorum.Hangi şeytanla pazarlık yaptığımı hatırlamıyorum bile böyle olmak için.İnandırıcı gelmiyor konuşmalar, ilişkiler, dostluklar.Huzursuz ve kuruntulu sayılır mıyım acaba?Karşımdakine baktığımda bir yerden Leman sam'ın o meşhur şarkısı "illa" çalınıyor bu halleri görmeye devam ettikçe.Hep o kaçışlar, üstünkörülük, cümlelerin ardındaki saklanan manalar göze batıyor.Baterken çekiyor peşi sıra batan geminin çevresindekileri de kendisiyle birlikte denizin derinliklerine sürüklemesi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; O değer yargıları, o tabular, ahlak kisvesi ya da hayatın işleyişine dair genel kabuller ne ad verilirse verilsin, inancımı kaybettim herşeye karşı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnimin içinde birçok ben yürüyor bir aşağı bir yukarı ayak sesleri baş ağrıtırcasına:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"yok olun ayak sesleri&lt;br /&gt;kendi halime bırakın beni..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mad Men izliyorum en başından, zaman geçsin diyerek.Nostaljinin anlamını açıklıyordu son izlediğim bölümde Don: "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;in Greek, "nostalgia" literally means "the pain from an old wound." It's a twinge in your heart far more powerful than memory alone.&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayak sesleri artıyor, yaralar acımaya devam ediyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-1597046558044861365?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/1597046558044861365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=1597046558044861365&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/1597046558044861365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/1597046558044861365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/09/ayak-sesleri.html' title='ayak sesleri...'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-7468286723451837570</id><published>2009-09-07T10:34:00.002+03:00</published><updated>2009-09-07T10:36:33.262+03:00</updated><title type='text'>ders kaydı öncesi anlamsız diyaloglar...</title><content type='html'>Berk:&lt;br /&gt;*sünnet ne lan :D&lt;br /&gt;Kaleu:&lt;br /&gt;*hani çükümün ucunu kestiler ya o:D&lt;br /&gt;*ahuahuauha&lt;br /&gt;Berk:&lt;br /&gt;*:.&lt;br /&gt;*o zaman&lt;br /&gt;*sünnetten o yana beklemek ne:D&lt;br /&gt;*haa&lt;br /&gt;*eksik okumuşum&lt;br /&gt;Kaleu:&lt;br /&gt;*geri zekalı:D&lt;br /&gt;Berk:&lt;br /&gt;*sünnette çok mu bekledim&lt;br /&gt;*of çok uykum var asdfghgfds&lt;br /&gt;Kaleu:&lt;br /&gt;*ben bekledim de seni bilemem:D&lt;br /&gt;Berk:&lt;br /&gt;*bana bugün kontrol edilecek yarın sünnet olacaksın demişlerdi&lt;br /&gt;*meğer kontrol falan yokmuş&lt;br /&gt;Kaleu:&lt;br /&gt;*ahuahuahua&lt;br /&gt;*öldürdün gülmekten&lt;br /&gt;Berk:&lt;br /&gt;*sünnet oldun falan diyorlar&lt;br /&gt;*inanmıyorum&lt;br /&gt;*anestezinin etkisi bitince inandım&lt;br /&gt;Kaleu:&lt;br /&gt;*gerçekler acıtıcı dimi:D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOt:Konunun başını oluşturan sünnet teması kişisel iletimden doğmuştur: "ders seçimi 11deymiş lolool sünnetten bu yana bu kadar beklemedim :/ "&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-7468286723451837570?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/7468286723451837570/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=7468286723451837570&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/7468286723451837570'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/7468286723451837570'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/09/ders-kayd-oncesi-anlamsz-diyaloglar.html' title='ders kaydı öncesi anlamsız diyaloglar...'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-188538771387030233</id><published>2009-08-30T23:57:00.000+03:00</published><updated>2009-08-30T23:58:19.384+03:00</updated><title type='text'>30 Ağustos</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığımız bu garip zamanlarda söylenebilecek en güzel sözler bunlar olsa gerek.Ulu sel Nazım ustanın mısralarıyla başbaşa kalıp düşünmek lazım belkide bugünlerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;«dörtnala gelip uzak asya'dan&lt;br /&gt;akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan&lt;br /&gt;bu memleket bizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak&lt;br /&gt;ve ipek bir halıya benziyen toprak,&lt;br /&gt;bu cehennem, bu cennet bizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,&lt;br /&gt;yok edin insanın insana kulluğunu,&lt;br /&gt;bu dâvet bizim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür&lt;br /&gt;ve bir orman gibi kardeşçesine,&lt;br /&gt;bu hasret bizim...»&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet RAN - Kuvayi Milliye Destanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.metu.edu.tr/%7Eulubay/kuvayimilliyedestani.html"&gt;http://www.metu.edu.tr/~ulubay/kuvayimilliyedestani.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-188538771387030233?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/188538771387030233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=188538771387030233&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/188538771387030233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/188538771387030233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/08/30-agustos_30.html' title='30 Ağustos'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-8721856938986705867</id><published>2009-08-20T02:03:00.002+03:00</published><updated>2009-08-20T02:17:02.635+03:00</updated><title type='text'>Bir yıldız kaydı...</title><content type='html'>Perseid göktaşı yağmuru geçen haftaydı diye aklımda kalmış.Elektrikler kesildiği için (büyükşehirde yaşıyoruz ya sözde) balkonda otururken geçti bir anda üzerimden. "O rotadan uçak mı geçiyormuş" demeye kalmadı, jeton düştü.Neyse güzel bir anda, klişeleşmiş de olsa dileğimizi tuttuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyseki efenim güzel bir gecenin işaretiymiş bu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar cnbce ekranında ailemizin seri katili "Dexter"ın tekrarını kaçırsak dahi diğer yanlarıyla ile eksiğinden çok fazlası oldu bu gecenin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Göktaşı yağmurunu ucundan yakalamış oldum.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kendime en yakın hissettiğim yegane baba tarafı akrabamdan yeni bir yeğen haberi geldi. Dört kilo doğan tosuncuk Yağız'ımın devrettiğim lakabımın devamını getirmesini, sağlıklı, mutlu başarılı bir ömür geçirmesini diliyoruz.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bazı şeyleri yavaş yavaş da olsa rayına koyuyorum sanırsam.Sonuçları gelmeye başladı. Kendi sonuçlarımın yanında karşımdakilerden gelen bazı güzel haberlere yaptıklarımın iyi sonuç vermesine sevinmedim desem yalan olur.Moral oldu.Tabi bunda bilerek yada bilmeden payı olan birisini de sevindirmem ve teşekkür etmem gerekiyor, unutmamalı.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Yarın uzun bir zamandır düşündüğümüz inceleme gezilerinin ilk ayağı başlıyor.Bunu da başlatmak iyi oldu, evdeki can sıkıntılı tatil yapan halimden sıyrılmaya yardımcı olur. İlk hedef RMK Müzesi, sıradaki hedef Hava Müzesi...&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Nice keyifli gecelerde gene buluşmak üzere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-8721856938986705867?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/8721856938986705867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=8721856938986705867&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/8721856938986705867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/8721856938986705867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/08/bir-yldz-kayd.html' title='Bir yıldız kaydı...'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-3310511018498921297</id><published>2009-08-19T22:27:00.003+03:00</published><updated>2009-08-19T23:52:26.123+03:00</updated><title type='text'>Türkiye nereye koşuyor?</title><content type='html'>Kendimle yaşıt çoğunluğun hatırlayacağını sanmıyorum, ancak belli bir kısım okumaya öğrenmeye aç biliyordur.Zamanında Emin Çölaşan'ın yazdığı bir kitaptı "Turgut nereye koşuyor?".Şimdi kimileri "kim bu Turgut?" diye soracak, hemen cevaplayalım: Semra Özal'ın "Tonton"u bizim 8.ci cumhurbaşkanımız; Turgut Özal.İlgilenenler 80 sonrası Türkiye'yi 12 Eylül'ü, yeşil kuşağı, ılımlı İslam'ı, 24 Ocak Kararlarını araştırabilirler.Konumuz bu değil çünkü.Sadece bir dönemin kitabından başlığımıza yaratıcı bir isim bulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efenim konumuz şu gündemde binbir türlü tartışmalar dönüyor; Ergenekon, yeşil darbe, ekonomik kriz, küresel sermaye, ılımlı islam, Türkiye İran gibi olur mu vesaire...Gençliğin olaylara bakışı malum; daha objektif gözle bakabilmek için olgunlaşmak gerekiyor, serinkanlı rasyonel düşünmek gerekiyor.Bu okumanın, eğitimin yanında biraz da tecrübe ile alakalı ama olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse uzun sözün kısası temin başıma gelen bir olay üzerimdeki uyku halini atmamı sağladı. Hani şu hepimizin vazgeçemediği paylaşım ağı çılgınlığı var ya?Hani hepimizin istemem yan cebime koy deyip ben öyle popüler şeyleri sevmiyorum diyip gizliden takip ettiği?Evet açık konuşayım takip ediyorum bir kısmını.Etmem yada etmemem için bahanem yok, yada henüz aklıma gelmediler.Facebook hesabımı kontrol ederken gözüme çarptı: Üniversiteye yeni gelmiş (çömez bir nevi) kendi küçük bağımsız dünyasını yarattığının! sevincinde bir kız arkadaşımın gönderdiği davetiyeye gözüm ilişti.Davetiyenin konusu ilginçti: "Darbeciler Yargılansın" konulu bir davetiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne tarafı ilginç mi bunun?Olayı ilginç kılan kısma gelmeden önce davetiyenin içeriğini belirtelim. Davetiyenin içeriğinde hani şimdilerde ülkemizde "tüh kaka" ilan edilen laik, ulusuna bağlı, vatansever, aydın kesimin darbeci olarak yaftalanması var en başında.Pardon yaftalamadan önce düşünüyorduk değil mi?Kemalizmin ülkenin baş düşmanı ilan edilmesini, TSK'nın suçlu kendi halkına düşmanmış gibi gösterilmeye çalışılmasını saymıyoruz bile... Tabi tüm bunların karşı tarafında yaşanılamadığı iddia edilen bir din, ibadet özgürlüğü, kamusal alanın herhangi bir dini sembolle işgal edilmesi, dini sembolizm ile kamplaşma yaratılması ki kimileri buna türban meselesi diyor vesair pek çoğunu gündelik basının yandaş olsun olmasın her tarafında görebileceğimiz şeyler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayı ilginç kılansa bu davetiyeyi gönderen kızımızın kendini modern, aydın gören, toplumu dışlayan, kendisinin farklı olduğunu iddiasında olması.Garip gelen bir yandan insanları neye davet ettiğini bilmez iken, bilmeden (belki de biliyordur ne malum?) savunduğu görüştekilerin aksine dinden uzak sözde agnostik yaşadığı iddiasında bulunup, günümüzün "emo" kültürü ile beslenip, erkek arkadaşlarıyla herşeyi özgürce yaşayabilirken bir yandan bunu ahlaksız olarak görenlerin yanında olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası Türkiye işte.Gerçek aydınları ölürken öldürülürken kim ne olduğunu bilmeden, bilgiye sahip olmadan fikir sahibi oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tekrar soruyorum; Türkiye nereye koşuyor? Hele ki bu bir garip genç nesli ile...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-3310511018498921297?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/3310511018498921297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=3310511018498921297&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/3310511018498921297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/3310511018498921297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/08/turkiye-nereye-kosuyor.html' title='Türkiye nereye koşuyor?'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-3870746730733001936</id><published>2009-06-13T20:25:00.003+03:00</published><updated>2009-06-13T20:46:06.888+03:00</updated><title type='text'>13 Haziran 2009</title><content type='html'>Fazlasıyla canım sıkılıyor şu zamanlar.Hani ne zamandır söyleyeceklerimi söyleyemedim kimseye, halbuki çok kişiye söylenecek fazlasıyla sözüm vardı.Bilmesinler, duymasınlar nasıl oluyorsa öyle kalsın dünya deyip yattık ne zamandır, lakin işte insan oğlu - kendini eşelemeye meraklı varlık- sıkılıyor bir zaman sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıldım ne yalan söyleyeyim, hani başkalarına göre günü dolu geçirecek bir çok şey de yapsam sıkılıyorum.Ne saatlere başında oturulan bilgisayar oyunları, ne bitmek bilmeyen hobilerime yönelik makaleler, ne sofra faslı ne de saatlerce süren gün aşırı alkol eylemleri...Hani alkol bir nebze daha şanslı en azından alındığı süreçte belli bir süre zamanı yavaşlatıyor, keyiflendiriyor yoktan yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok şey yapmakla, hiç birşey yapmamak arasında bir yerdeyim.Bol bol uyku, akabinde binbir pişmanlıkla bir çok şeye sarılarak, sabahlara kadar ayakta gezerek birşeyleri telafi etmeye çabalıyorum.Tepem atıyor yaptıklarım ve asıl yapmam gerekip yapmadıklarımdan.Ama dönüp de geçmişe bakarsam da bir o kadar bunlarla dolu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sıkıntı/sıkılma anlarının en güzel yani bir başıma olmam.Karışanım yok, ilgilenenim yok; kimsecikler yok.Haliyle yapmacıklıklar, içi boş sözcükler yok.Gerçi bir süreliğine de olsa sıkılmam sona erecek gibi tekrar cepheye dönüyorum anlayacağınız.Bakarsınız suskunluktan sıkılırım da sonunda patlarım da hararetli bir dönem gelir.Ya da nasıl ki öğleye kadar uykularımdan uyanıp günün geri kalanını doldurmaya kasıyorsam ve bir nebze oluyorsa da bu...Doldururum sıkılmalarımın yerini, listedeki birikenleri teker teker hallederek.Kim bilir?Belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delilik değil mi işte; kuvvetli bir silkinmek yaraşır bana sıkıntılardan, üstümdeki ölü toprağından, sıkıntıdan ve bu sıkıntıyı sarkastik bir biçimde atmak için - ki ne zamanın birikmiş sıkıntısıydı bu bahsi geçen - yarın sabah erkenden kalkıp öss'ye gireceğim.Neden mi? Yeni bir umut için değil tabiki de...Çoğunluğun düşündüğü o tospembe rüyalar, umutlar, hayaller pek gerçekçi değil yaşadığımız dünyada.daha çok bir sinir atma, bir bağlantı, zorunluluk hissetmeden bakalım ne kadar sınıyabiliyorum kendimi çabası.Ha, bir ihtimaldir iyi geçer o zaman da ne olur belli olmaz.Yaşam ne kadar çoğunu ölü doğursa da bir sürü ihtimalli olaylara, geleceğe gebe...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-3870746730733001936?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/3870746730733001936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=3870746730733001936&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/3870746730733001936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/3870746730733001936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/06/13-haziran-2009.html' title='13 Haziran 2009'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-5338124292939526669</id><published>2009-05-10T23:15:00.003+03:00</published><updated>2009-05-10T23:19:56.513+03:00</updated><title type='text'>Yurdumdan uzaylı manzaraları</title><content type='html'>Yorum bile yapmayacağım bu sefer; finaller başlarken yüzümüzü güldüren bir hürriyet haberi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/11619018.asp?gid=229"&gt;reyhan karaca ufolarla dünya turu yapmış&lt;/a&gt; "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Scoty bizi de ışınla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-5338124292939526669?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/5338124292939526669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=5338124292939526669&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/5338124292939526669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/5338124292939526669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/05/yurdumdan-uzayl-manzaralar.html' title='Yurdumdan uzaylı manzaraları'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-7654419222047788777</id><published>2009-05-09T21:48:00.005+03:00</published><updated>2009-05-09T22:24:01.971+03:00</updated><title type='text'>"İnsan vs İnsan" ya da kendinizin dışındaki kümenin dayanılmaz çekiciliği *</title><content type='html'>Ne çekiyorsa insan hayatında iyi ya da kötü; etrafındaki diğer tüm insanlardan dolayı çekiyor hepsini.Nitelendiren, işlerine geldiği gibi pozitif veya negatif durumlara sokan, tanımlayan, dünyaya kendi gözlerinden bakıp başkalarını da biliyormuş gibi tabiri caizse işkembe-i kübradan uyduran gene o çevreyi, etrafı oluşturan insanlar.Hepsi ama buna aileleriniz, akrabalarınız, sevdiğiniz kız / erkek, arkadaşlarınız, yoldan geçerken saçınıza yada giyiminize kuşamınıza bakan bin bir ırk, görüş ya da tarzdan insanlar da dahil.Kümenin dışındaki tek eleman sizsiniz zaten kümenin oluşmasını sağlayan da insanın kendi varlığı ya, neyse bu apayrı bir tartışmanın konusu olur ilerde.Yaptıklarınızı; sanki dedikleri çok da umrunuzdaymış gibi beğenen yahut beğenmeyip burun kıvıranlar da onlar.Eh , ama madem beğeniyorsunuz / beğenmiyorsunuz oturun sizi de masa başında görseydik?Çalışırken, kafa patlatırken görseydik?&lt;br /&gt;Ah, insanların en güzel huyudur ama; herkese / herşeye akıl verip sonra da işlerine gelmeyen bir durum söz konusu oldu mu ufakken oynadıkları oyunlardaki gibi "kilit, kiliiit" diye bağrınıp kendilerine birşey olmasın diye uğraşmaları...Nafile bir çaba olacak lakin susunca da olmuyor, bu yüzden çevreye de anlatmak istediğimizi  tekrar edelim; Beyler / bayanlar; iyi ya da kötü yorumlarınızı , düşüncelerinizi kendinize saklayın, çok da farklı değilsiniz eleştirdiklerinizden...&lt;br /&gt;Aynı ölçüde kokuşmuşsunuz, aynı ölçüde yalancı, adi , çıkarcı ve aynı ölçülerde sevecen, nükteli bla bla bla...Farkınız yokken, kendinizi bunların dışında tutamıyorken gelip diğerlerinin işine, hayatına karışmayın, karıştığınız da da sonuçlarını hazırlıklı olun, burun kıvırmayın... Tabi bu sözler okunurken gene göze hoş gelecek, mantıklı denecek ama herkes aynı tas aynı hamam devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz farklı birşey denemeye meraklıysanız lakin, gına geldiyse artık herşeyden; iyi ya da kötü nitelendirmelerden, eleştirilerden, ailelerinizin bitmek bilmeyen; sizi yarış atı gibi gören zihniyetinden, takdir eder gibi görünen ama kıskanan ve her şekilde hayatınıza maydonoz olan akrabalarınızdan, gece sizle sevişip gündüz arkadaşlarına sizi çekiştiren sevgililerinizden - ah unutmadan aynı kurumun daima yanınızda olacağını söyleyip sizi yanınızda olmamakla suçlaması ama aynı eylemi sizin için gerçekleştirmeye tenezzül etmemesi de vardı bir de değil mi?sorunun kendilerinde olduğunu söyleyip ayrılmalarına hiç değinmedik dikkat :) ! ( halbuki sorun iki tarafında beyinsiz olmasından başka birşey de değildir hani) - yanınızda olmayan arkadaşlardan, yolda yürürken dahi kendine bakacağına size şaşırmış derecede bakıp değerlendirenlerden, çalıştığı iş başkalarına hizmet sunmak iken bunu başkalarının kendisine yaptığı eziyetmiş gibi algılayanlardan - hey kimse size o işi zorla yapmanızı söylemedi ama!- , ve sair her türlü yakın uzak toplumun temel taşı olarak nitelendirilenlerden gına geldiyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başınıza olun, mutlu olun yahut her ne tanımda olmak istiyorsanız, ya da daha iyisi hiç olmayın; nasılsa düzen kendi halinde gidiyor olsanız da olmasanız da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;*Nedense tüm bunları söylesek dahi o küme herkesi kendine çekiyor değil mi?&lt;/span&gt; ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-7654419222047788777?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/7654419222047788777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=7654419222047788777&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/7654419222047788777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/7654419222047788777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/05/insan-vs-insan-ya-da-kendinizin-dsndaki.html' title='&quot;İnsan vs İnsan&quot; ya da kendinizin dışındaki kümenin dayanılmaz çekiciliği *'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-3171309358870289679</id><published>2009-05-07T04:23:00.005+03:00</published><updated>2009-05-09T22:26:14.757+03:00</updated><title type='text'>Pencereden Kar Geliyor</title><content type='html'>Bu türküyü ilk ne zaman dinledim emin değilim ama aklımda iki ihtimal var:&lt;br /&gt;İhtimallerden ilki; hatırlayanlar hatırlar - eğer yaşıyorsa uzun bir ömür dilerim kendisine- CAL'ın meşhur köstebek lakaplı müzik hocasının topluca sınıfımıza "Kaleden İnişmolur" adlı türküyü öğretmesi sürecinde türküyü dinlemiş olduğum.Hocanın elinde o siyah kapaklı kasedi açtığını ve farklı birşey dinleyeceğimizi söylediğini hatırlıyorum.O bize "Kaleden İnişmolur"u öğrete dursun, kulağımda yer etsin diyerek evde kasedi arayıp bulduğum sırada dinledim sanırsam ilk kez.Ama ergenliğe yeni girmiş bireyin hafızasında pek duracak birşey değildi o dönemde ki başka birşey hatırlamıyorum beğenip beğenmediğime dair.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci ihtimal ise; ki bu daha mantıklı olanı oluyor; herhalde lise 2'den sonra Barış'la (artık uzakta kalan mazinin kadim dostu olsa da) boş vakitlerimizde müzik üstüne laflarken arada dinlemiş olduğum.Ve zaten böyle başlayıp sürüyor Erkan Oğur'a hayranlığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilen bilir ya da ekşisözlük olsun farklı literatürler olsun okuyanlar oldukça acıklı bir türkü olması bir yana Erkan Oğur'un o tarifi mümkün olmayan en klişe tabirle kemiklerinize işleyen sesi ile İsmail Hakkı Demircioğlu'nun divan bağlaması suratınıza çarpar her dinleyişinidzde. Mutlu ya da normal bir ruh halinde dahi olsanız kalbinizin üstüne bir ağırlık çöker sılaya, ailenize, bir yerde yarası saklı sevdiğinize dair...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatacağım hikayenin tam tarihini hatırlamıyorum, hikayenin diğer karakteri belki hatırlıyorsa hatırlıyordur hala. Malumunuz bendeniz Sakarya Üniversitesinde öğrenim görüyorum, haliyle Sakarya'dayım yılın belli bir süresince. Garip bir kenttir Sakarya, geçiş şehridir; ne İstanbul gibi her şeyi barındıran bir şehirdir, ne de Anadolu coğrafyasının diğer şehirlerine benzer.Yılın çoğunda nemli, kapalı havasıyla boğan, güneşi açtı mı aynı nemi ile insanı su içinde bırakan ama tüm bunların dışında insanın içine bir nehir gibi kasvet akıtan bir şehirdir.İşte hikayenin bir kısmı Sakaryada geçiyor, diğer kısmı ise İstanbul'da bir bilgisayarın başında...İsmen bahsedip reklamını yapmayalım diğer karakterin; en yakınımdaki "5" arkadaşımdan kardeşimden biri olduğunu bilmek okuyuculara yeter de artar bile.Hikayede bahsedebilmek için hem de okurken onun da yüzüne tebessüm katabilmek için kendisine "Ünalan" diyelim fazladan.Geri kalan merakları için hayal güçlerini kullanabilir hatta kendilerini bile karakter olarak katabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayemizin zamanı üniversite öğrencilerinin aşina olduğu bir durum olan geceyi sabaha kattığımız saatleri içeriyor.Ünalan'ın uzun mesafeli, bir o kadar uzun çabalı ilişkisi bitmişti. Bitmişti bitmesine ama bitişin kız tarafında hızlıca olduğunu unutmadım daha.Burada oğlan tarafında ise benim yada diğer arkadaşlarımızın yüzüne gülse dahi içerde bir yerde bitmemiş birşeyler hala vardı.Umut belki, belki değil; tanım tartışmasına girip baş ağrıtmanın lüzumu yok, zaten yeterince uzun yazdığımdan delicesine şikayet edenler var.Neyse  konuya geri dönelim; ne kadar uzakta olursanız olun yazacağınız bir satırın , söyleyeceğinzi bir sözün yada hiç yoktan karşınızdaki o sizden bir parça olan dostunuzu, kardeşinizi -artık her ne ise sizin için- dinlemeniz bile bir çok şeyi farklı kılar bu dünyada.Düştüğünüz yerden kaldırır kimi zaman, kimi zaman biraz daha acı çektirir; kirli kanın akıp gei kalanın arınmasını beklerken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturup bilgisayarlarımızın başına Sakarya- İstanbul arasını sıkıcı iki saatlik otobüs yolculuklarının aksine bir enter'a basma süresine sıkıştırdık o gece.O anlattı ben dinledim, ben anlattım o...Hiç yoktan en azından bir kişinin ne hissettiğini anlayabildiğini gösteren, bir nebze olsun omzuna "biz burdayız" dokunuşu yapan bir döngü...Ünalan alkollüydü o gece benim aksime ki alkolüne kan damlamaya devam ediyordu ayrıldığı kıza,biten ilişkisine, özlemlerine hayallerine dair konuşma sürdükçe.Bense; ben içmeden sarhoşum bir yerde, şu an hala onu seviyor muyum yoksa sevmiyor muyum bilemediğim kızı düşünürken ; resmine baktığımda sanki bir hava kabarcığı damarlarımda dolaşıyormuşcasına geçtiği yerlere kanın ulaşmasını engellerken beraberinde acıyı sürüklerken...Daha çok bu yazıyı yazarkenki uykusuzluğumun (ki an itibari ile yeni bir günün güneşi kabak gibi doğdu pencerenin kenarından taşan ışıkları ile) sarhoşluğa benzer etkisi gibi bir sarhoşluk.Ya da yorgunluğun, birşeyleri anlatmaya, birşeylerin farkedilmesine çabalamayıp sonuçsuz kalmanın bıkkınlığının, dönüp herşeye "pes ediyorum, benden bu kadar..." deme isteğinin sarhoşluğa benzeyen hissi desek daha doğru bir tanım olur.&lt;br /&gt;Anlayacağınız herkesin kafası bir o kadar dolu ve bir o kadar sarhoşmuşcasına işliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da o gün hava nasıldı bilmiyorum, ama Sakarya'da o gece yağmur yağacağına dair emare yoktu.Bulutlar toplanıyordu belki, lakin ne zaman yağacağını bilemezdiniz.Alkol alan her bünye gibi Ünalan'da bir yandan müzik dinliyordu.Tam olarak ne dinlediğini hatırlamıyorum kendisine sormak lazım, ama gelip güzel bir müzik var mı dediğini hatırlıyorum.Ve burda hikayemiz üstteki türküyle birleşti.Aklımdaydı, zaten dinliyordum da listemde döndükçe; bağlantının öteki yakasının da dinlemesini sağladık.Öyle bir an gelir ya dolmuşunuzdur, ilk dokunuştan sonra o göz pınarlarınız yağmurdan taşan barajların kapaklarının açılması gibi gürül gürül akar; işte bu türkü de o gece o birikmiş sulara düştü kocaman bir kaya olarak.Arkadaşımın ağlaması içinin rahatlaması açısından iyi birşeydi ha keza benim içinde iyi olması beklenirdi ama bilmiyorum nedense bende tersi oluyor; ağlayamadım, düğümlendim aklımda o malum kız. İşte böyle bir anda bilgisayardan Erkan Oğur'un sesinden Pencereden Kar Geliyor bıçak gibi keserken yarısı kabuklanmış yaralarımızı hislerimizi, acırken her yanımız; bilmiyorum nasıl bir denk gelme ise artık yağmur damlalarının sesini duydum o an.Metropollerde yaşayanların hasretinin aksine burada yağmur yağdı mı o toprak kokusu gelir pencereden.O temiz toprağın kokusu ile geliyyordu yağmur.Benim de gözümden yaşlar boşandı peşisıra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahatladım mı peki? Sanmıyorum; yoksa bu ikilem 14 ay 2 gündür devam eder miydi hala? Soruya Soruyla cevap verdim ama öyle, başka diyebileceğim birşey yok.Kafamda hala sorularım, söyleyemediklerimle duruyor...Ama Ünalan o sohbetin ertesinde fosur fosur uyudu, güzel bir uyku çekip ertesi güne daha rahat başladı onu biliyorum.Arkadaşın rahat olunca sen de rahat oluyorsun bir yerde, onun adına seviniyorsun.Nasıl ki şu an benim içimdeki karmayaşayı onlarda çözüme kavuşturmak isterlerse onun gibi.Dostun için seviniyorsun ama bir yandan da kendi içinde bir yer sürekli kanayıp kabuk bağlayıp, tekrar tekrar kanamaktan iyileşmeyecek bir yara halini alıyor.Ama nihayetinde hayat devam ediyor; acıtsa dahi her yeni bir güne başlangıcında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlere tavsiyem; farklıdır Erkan Oğur,İsmail Hakkı Demircioğlu.Kendi dilinizde ya da yabancısınızdır ama Türkçe seversiniz onu bilemem hissetmek istediğinizde dinleyin bu türküyü.&lt;br /&gt;Sizsiniz bir yerde bu türküde geçen çünkü; arkadaşlarınız, sevdikleriniz....Sizlere pek çok şeyi yaşatacaktır biraz hüzünüyle birlikte tabi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim içinse;&lt;br /&gt;Bilmiyorum gurbetteyim bir yerde hala, burası -sakarya- evim değil.Özlediğim yer burası değil.Ama özlemim İstanbul da değil.Özlediğim sevdiğimin yanı ya da ben sevsem dahi seviliyor muyum onun tarafında bilmiyorum, özlediğim; sevildiğimi bildiğim, mutlu olduğum yer.Ve bana mutluluk ar geliyor, gün içinde gülümseyip akşamsı gülümsemeye karşı bıkkınlık yaşayarak.&lt;br /&gt;Dönüp sorsam, konuşsam onu üzeceğimi bilsem de; kimle çıktığını / çıkmış olduğunu bildiğimi, ne yaptığını neler ettiğini, boş konuşmalarında yahut beni sıkıntılı görüp bir halta yaramadığını bildiği halde abuk moral verme çabalarını; kaçan, ama farkettiğim gizlice bakmalarını , çıktığı ama millete gidip onu nasıl öptüğünü , birşeyleri dile getirme çabasındaki angut oğlanın bakışları ve akabinde ambale olmuş haliyle dinlemediğim halde birşeyler deme çabası (ki merhaba dese de yahut neden koruyorum bilmiyorum nezaketen cevap versemde kafamda başka şarkı dönüyor benim) - ki kendisi hakkında da tek sinirlendiğim şey tüm olanların haricinde kendisini akıllı sanırken neden karşısındakini aptal sanıp ağzımdan laf almaya çabalaması- ...&lt;br /&gt;Ama dönüp dolaşıp aynı yere çıkıcak o.Bu genellemeyi de yapmak istemiyorum yanılabilirim de ama öyle geldiği için bana değiştirmiyorum cümlemi.Eskiden  bir çok şeyi değiştirebileceğimi inanıyordum, halbuki değişen sadece benim, değişenler değişmek isteyen şeyler.Gerisine ve ona karşı yaptığım Prometheus gibi ateşi uzatmam ama o, diğerleri farkında bile değil sürekli karaciğerimin yenip tekrar çıktığını ve benim tüm bunların hepsinden artık sıkıldığımı...&lt;br /&gt;Bu yüzden birşeyleri değiştirmek istediğimi sanmıyorum, halimden hoşnut değilim, lakin bedbahtça yakınıyor da değilim.Aklımdan geçen; geçtiğimiz 14 şubatta aldığım ama burda Sakarya'daki yakın bir arkadaşımın onun bir ilişkisi olduğunu bilip bana söyleyemediği için kendimin vermesini ve bu şekilde bir ihtimal öğrenmemi ,olanları atlatmamamı istediği hediyeyi; artık belki de bayatlamış olan çikolatalar ve müzik kutusunu içindeki benim için hala anlamını koruyan notla birlikte vermek.Diğer bir ses ise tüm bu sıkılmışlıkla hiçbirşey yapma otur zamanını geçirdiğin şeylere bak, git alkolünü al, eğleniyormuş gibi yap belki bir ihtimal eğlenirsin bile diye sayıklıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunları bu çevrede olanların bilmemesi, farketmemesi de garip yada en azından benim açımdan güzel olması bir yana; kendi hayatlarına bakmadan başkalarının hayatına atlamaya, eleştirmeye, kendisini yüceltmeye meraklı mental masturbasyona tapan toplumumuzun (pek tabi ki burada da sürüysüyle bu kümede insan var) gözünün önünde olmamak, onun sığlığının dışında durmak; dönüp de kendi kendinize bakabilmek, değerlendirmek için daha iyi.Yoksa insanlar boşboğaz, kibirli, sığ ve önemlisi yalancılar herşeyde ilişkileri olsun, hayatlar, düzenleri, hayalleri...Varsın uzak durulsun, tek başına olmak bazen çoğulculuktan daha iyi sonuç verir kişinin kendisi için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse dışarda geçen haftanın aksine güzel güneşli başlamış bir mayıs günü var, içimdeyse yürürken pantolonun paçalarını ıslatırcasına kar ve soğuk.Penceremden kar geliyor, üşüyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-3171309358870289679?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/3171309358870289679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=3171309358870289679&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/3171309358870289679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/3171309358870289679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/05/pencereden-kar-geliyor.html' title='Pencereden Kar Geliyor'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-969180417568528325</id><published>2009-03-24T00:09:00.002+02:00</published><updated>2009-03-24T08:13:27.180+02:00</updated><title type='text'>haftasonundan gözlemlerim...</title><content type='html'>Son yaşadığım üç dört güne bakıyorum  da; hani sinirden şakaklarınız atar ama gene de suratınızda bir hain sırıtış vardır öyle gülümsüyorum olanlara inat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zamandır da oturup yazamıyordum iyi bir fırsat oldu bu günlerin gözlemleri.Bir kısmının notlarını aldım ve gruplandırdım da biraz yazarken:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tatilin tüm günlerine sirayet edenler&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;İnsanların çoğu zevzek.Birşey söyleyecek iken lafı tartsanız iyi olacak beyler, bayanlar; sonra benden cevap gelince bozuluyorsunuz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gerçekleri söylediğiniz zaman nedense kaba, ukala, çıkarcı ve sair değerlendirmelere maruz kalıyorsunuz.Eh, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu geçeklerden bu kadar çok korkmayın.Tamam acıtıcıdır, çoğu kuyruğunuza basar da ne kadar saklayın yada yok sayın o orda duruyor ki.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hanımefendi ile konuşmak güzel ama bazen bir o kadar sinir bozucu oluyor.Acaba konuşmaların devamını getirememe gibi bir uyuzluğu mu var bana karşı yoksa bilmeden mi yapıyor bilmiyorum.Ne zaman güzel tatlı dille konuşmaya çabalasam sanki devlet dairesindeymişim gibi asık bir yüzle tepki almak...Hala bazı şeylerin farkında değil kendisi bence bu yüzden.Anlayamayacağı şey onun farklı kılan zamanındaki sıfatlarımız vs filan değil, onu farklı kılan onun o olması.Olduğu insan olması bu hayatı farklı kılıyor yoksa o sıfatlar sevgililik, dostluk vs çok da umrumda değil.Benim için önemli olan yanında olabilmek üzüntüsünde sevincinde tutabileceği bir elin, hiç bir kelime etmese dahi kendisini anlayacak iki gözün olduğunu,dayanılacak bir omzun varlığını bilmesi..Ha keza benim içinde ondan beklediğim sadece bu.Başkalarının nasıl davrandığı ya da ne dediği yahut ne yaptıkları çok mu umrumda?Başkaları canımı acıtamıyor yada umrumda değiller ki acıtabilsinler?Ben benim, şu an olduğum kişiyim.Başkalarının yönlendirmesi yahut güdümünde kukla değilim, bireyim.Bunun altını  doldurabilmek önemlidir ve doldurabildiğime inanıyorum.Bir ara oturup güzel birer bardak kahve eşliğinde bunu konuşmak lazım kendisiyle ama umarım dikkat eder artık ne zamandır bu buluşmanın olması gerektiğine...Belki okuyordur,keşfettiyse zaten şimdi halimiz yaman...&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cuma'dan nasiplendiklerim (dini içerik na mevcut):&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Burger King'de eğer öğle vakti adam gibi hamburgerinizi sıcak sıcak yemek istiyorsanız unutmamanız gereken birşey var: Size özel hazırlanması için mazeretinizi bulun.Misal genelde soğansız istemek tüm Big King XXL'in ( evet boğazıma düşkün, obur bir karakterim farkedeceğiniz üzere) baştan hazırlanmasına neden oluyor.Çalışanlar kudururken siz sıcak, sulu, peyniri erimeye başlamış burgerinizin keyfini çıkarıyorsunuz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kennedy Caddesi / Sahil Yolu'nun o bahar güneşi ile yıkandığı hali oldukça güzel oluyor.Bir yanınızda Marmara öteki yanınızda İstanbul.Eminönü'nde vapur iskelelerinin keşmekeş trafiğine kadar güzel bir zaman sunuyor size...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Savunma  ve Havacılık bu ay oldukça geç yayınlandı, geç elime ulaştı ama büroda bir yanda boğaz bir yanda Sirkeci'nin o kendine has telaşı ve gürültüsü ile okumanın keyfine varabildim sonunda.Bir ara unutmazsam dergiye abone olmam ve kitaplarından sipariş etmem de lazım aslında...&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Eski notebook hdd'si hala size eski halini hatırlatmaya çalışıyorsa bırakın uğraşmayı,basın formatı.External olarak kullansanız dahi size başağrısı olmaya devam ediyorlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bilmem kaçıncı tekrarı da olsa cuma akşamı Sopranos'u tekrar tekrar izliyorum.Evet; ekranda seyredilebilecek en güzel dramalardan biriydi ama olsun yerine Mad Men geldi, biraz biraz idare ediyoruz iki ailenin öyküsünden başka iki ailenin(artık iki yaşam mı desek) öyküsüne...&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cumartesi güncesi (sanırsam en sevdiğim kısım burada başlıyor) :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Metrobüsü trafiğe çözüm olarak gören ve hala sardalya gibi o teneke kutuya sıkışmaya, konserve olmaya meraklı olan İstanbullulara şaşıyorum.Aslında şaşmıyorum da ne yalan söyleyeyim.Müstehak hepinize.Oyunuzu satarsınız, herşeyden yakınırsınız sonra da dönüp dolaşır gene aynı kürkçü dükkanına girersiniz.Be hey tilkiler!Kürk oluyorssunuz kürk!Derinizi soyuyorlar, pardon soyduruyorsunuz.Sonra da aldığınız hizmetten memnun olduğunuzu söylüyorsunuz kameraları gördüğünüzde.Gerçi bunun sebebi kamera gördüğünüzde herbirinizin kendisini mühim adam, devlet adamı, kırk yıllık diplomat gibi sanması ama olsun varacağınız yere vardığınızda o sıkış tıkış yolculuktan kurtulurken ettiğiniz sözleri de biliyorum.Neyse çok dillendirmeyelim pek birşeylerin değişeceği yok; insaların dönüp de ne yapıyoruz biz nereye gidiyoruz biz diye bakmadıkları sürece...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kalabalıktan hazzetmiyorum, bunun üstüne caddelerde yürüyemeyen bir toplum olduğumuzda eklenince oldukça iç açıcı! oluyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Robinson Crusoe 389'u biliyor musunuz?İnsan başına bilmem kaç kitabın düştüğü ülkelerin aksine kitap başına eser sayıda insanın düştüğü ülkemde değişik bir kitabevi.Yabancı literatürde kitap ihtiyacımın tedarikçisi.Tüm bu güzelliklerinin yanında haftasonun "şansımın da bu kadarı" dememe neden olan yer aynı zamanda.İki ay kadar evvel sipariş ettiğim kitabım gelmişti bu haftasonu ama daha ilk seferden talihsizlik NeCro'nun kitabının baskısının olmadığının 2 ay sonra ortaya çıkmış olması ile başladı.Abuk birşey ama nasıl bir mizah anlayışı var bu hayatın?Kitabı alır almaz 15 dakika içinde farkettiğim ilk şey baskı/dizgi hatasınadn ötürü bir kısmının yapışık ve kullanılamaz halde olduğu idi.Neyse ki akşam Robinson çalışanları yardımcı oldular kitabımı yenisi ile değiştirecekler.Bu yozlaşmanın içten içe kemirdiği toplulumuzda karşılaşması gittikçe güçleşen güzelliklerden biri. Çoğu zaman aldığım derginin sayfalarında hata olsa bile mazeret gösterip değiştirmezken yahut kitabınızın kıvrık yada buruşuk olmamasına dikkat etmezken bir satıcı o güzel  torbaları ve biraz bekletiyorda olasalar iyi hizmetleri ile kendisini farklı kılıyor Robinson Crusoe 389.Reklam gibi oldu değil mi?Biraz yermek gerekirse getirsinler artık şu NeCro'nun kitaplarını ben mahçup oldum ve evet; jane's'in o güzel rehber /katalog/ incelemelerini getirseler daha bir seveceğiz kendilerini.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Taksim'den Tarlabaşı'na kadar yaya geçidi yok farkında mısınız?Ki alt geçitte geceleri kapatılıyor.Çok çalışan, "işimiz hizmet, gücümüz millet" parolası ile reklamlarından geçilmeyen belediyelerimize duyurulur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Parmesanlı makarna satıyorsanız eğer içinde parmesan olduğunu anlayabilmek, görebilmek istiyorum.Çoğu yerde üstün körü peyniri rendeleyip geçiyor işletmeler ama kaç senedir müşterisi olduğunuz yer dahi bu ufak ayrıntılara dikkat etmemeye başlıyorsa üzücü olabiliyor.İstediğimiz belli; güzel yemek, güzel sohbet.İlki kötü olduktan sonra ikincisinin pek bir manası kalmıyor.Üstteki olayda da yemeğinizin tadına baktıktan sonra ekstradan peynir istemek...Bilmiyorum belki ben gırtlağıma düşkün olduğum için böyle düşünüyorum ama yediğiniz yemeğin tadına o içinde yazanların farkına varabilmelisiniz. Hisseder gibi yemek yenmez; tadını alarak, neden o yemeği sipariş ettiğinizi hatırlayarak, yüzünüzde yediğinizin mutluluğu ile yemeye devam etmelisiniz.Tabi bu bana göre&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Şu sıralar biraz fazla hızlı içmeye başladım:iyi değil yaptığım farkındayım, ha keza dışarda mümkün olduğunda tuvaletleri kullanmamaya çalışmanın böbreklerime vereceği zarar gibi bu da başıma bir gün iş açacak.Az biraz keyif yapalım arkadaşlarla dedik, gerçi dağıldıktan sonra eve dönüş yolunda oldu ama zorunlu ihtiyaç molası vermeyi es geçtim, molanın renginin kanınızın rengine yakın olması da oldukça ürkütücü oluyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Cumartesinin akılda kalan son yanı benim gibi leblebi yer gibi ağrı kesici kullanıyorsanız - ister baş ağrısından ötürü olsun, ister benim gibi uyumamak ve fazla fazla zihni, bünyeyi zorlamaktan olsun - böbrekleri ve geri kalanların hepsine karşı sürprizlr hazırlıyormuş.Doktorum söyledi onun yalancısıyım, dikkat etmek lazım sonuçta.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pazar gecesi dersleri (şokları mı desek aslında?) :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Pazartesi sabahı okula/yurda geri döneceğim için gece gece bavulu toplarken farkettim: Elime elektronik eşya değerse mundar oluyor o eşya.Daha alalı bir ayın henüz dolduğu notebookun tabanındaki kapaklarından biri sebepsiz yere yerinden cıkar bombe yapar mı? Bende bu şans olduğu sürece; gerçi artık buna şans dememek lazım benim yaşantı şeklimde sıklıkla karşılaşılan birşey elektronik eşyaların absürd sorunlar çıkartması normal karşılanmalı.Neyseki sorun çözüldü pazartesi itibari ile.Cuma günü yeni notebookun ilk servisi ile başlayacak serüven.Ama onlar da şaşırdı bu hıza farketmedim değil.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gün boyunca domates soslu makarnanın peşinden koşulursa günün gecesi de uykusuzlukla geçiyor.Zaten neden öğle uykusuna yattım anlamadım belki ekranda birşey olmaması sebep oldu buna bilemiyorum ama gene bir pazar gecesi pazartesi sabahına bağlandı.Bu uykusuzluk halleri iyi değil...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Pazar gecesi ekrandaki tartışma programlarına dikkat ediyorum artık vaktin geç olmasından mı yoksa konukların yüksek egolarından mıdır tartışmalar abuklaşıyor.Bilim insanı diyebileceğimiz isimler bile bilimden uzaklaşabiliyor hadi hepsini geçtim gerçeği bile değiştirebiliyorlar.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pazartesi sendromu :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Pazartesi sabahı yolculuk yapmaktan nefret eder hale geldim 2 hafta da...Çok birşey yapmama gerek kalmıyor zaten.Güzide otobüs şirketinin denk getirme politikasından kaynaklı olsa gerek geçen haftalarda sabahın köründe önümde ağlak bir bebek ve umursamaz annesi vardı.Kadın zaten çocuğunu susturmadığı gibi üstüne bir de koltuğunu tam gaz geriye yaslayınca zaten sığamadığım koltuğumda iki büklüm yolculuk yapmak zorunda kalmıştım.Bu hafta durum ise daha bir güzel daha bir şenlik hali idi: Balrog'dan hallice bir amcamız koltukaltında portmantosu ve gazeteleri ile teşrif ettiler.Koltuğa karabasan gibi çökmesini es geçelim, yol boyunca horladığı ve sığışamadığı koltuğunda kıpraşması ile yol boyunca saldığı ter kokusu ile yolculuğu muhteşem! hale getirdi.Neyse tipimden hoşlanmamış  olsa gerek yan koltukta oturuyor olmam da ona eziyet oldu.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Apar topar derse yetişmeye çalışmak da nedense pazartesi günlerine has bir durum olsa gerek.Vaktinde derse yetiştik ama ders çıkışında o kadar etrafta gözlerim onu aradı, göremedim.Son zamanlarda tekrar konuşurlarken gördüğüm eski ev arkadaşı ile karşılaşmak ise tuz biber oldu.Hayatın mizah anlayışıda böyle demek ki.Kara komediyi herkes sevmek zorunda değil.Dikkatimi çekti ama hala nedense böyle gözleri "kurbağa yuttuk da onun şokundayız" der gibi dışarıya fırlamış halde yanında yavuklusuyla şahsıma bakınıyorlardı. (Eminim bu lafı duysalar o sanal entelim ben farklıyım hallerinde bir bozulma bir inkar oluşurdu.Farklı değiller oysaki, sadece günlük hayata adapte olamamış fok gibiler.) Aslında lafları esirgemeyip direkt söylemek, ironiye, bildiğimiz yola devam etmek lazım da sonra başkaları alınıyor olmuyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yurtta hala bir takım genç çömezler mikrodalga fırını makarna yapabilecekleri bir yer olarak görüyorlar.Çocuğum orada makarna suyu kaynatılmak, denerseniz etraf öyle olur haliyle.Yediğinizde makarna değil haşlanmış yağlı hamur lapası olur.Midesizin önde gideni çoğu zaten...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gene yurttan devam edelim geceleri 2:30 dan sonra neden bu yurdun bağlantısı kesiliyor? Günah mı? Elektrikten tasarruf mu? Zorunlu bir düzen var da bir mi bilmiyoruz? Bunu üslubuna uygun bir şekilde bilgi işlem dairesine söylediğimizde ama alınıyorlar nedense. Üniversitede okuyan bireyleri hala ilkokul öğrencisi sandıklarından olsa gerek söylediğiniz şeyleri kendilerine hakaret olarak algılayabiliyolar.Halbuki kaba olmadan kırıcı olmadan tüm gerçekçiliğiyle çözüm arayışını soruyor yahut buna uygun düşüncelerimizi belli ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bu sefer oldukça uzattığımın farkındayım ama değinmek istediğim bir şey daha kaldı.Normalde bu pazartesilerin kasvetine yakışan şarkı Boomtown Rats'ten "I Don't Like Mondays" olurdu ama bugün kazara denk geldiğim bir şarkı da playlist'e eklendi.Sopranos hayranı olduğumu en tepelerde bir yerde farkettiniz; işte Sopranos'un Silvio Dante'si gerçek adıyla Steven van Zandt'ın "Little Steven and The Disciples of Soul" adlı grubuyla söylediği bir şarkıya takıldım: Inside of Me. '82 tarihli bu güzel şarkı hakkında bilgiyi ben verecek değilim.Parmaklarınıza kuvvet arayın internette.Tüm gün nette konuşacak mı acaba diye düşünürken malum güzelliği (şu sıra benle işi var o yüzden konuşur diye düşünüyorum) ,dinlerken sözleri ile düşünceler arasında bir yolculuğa çıkardı tekrardan.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Kapanışı "Inside of Me"nin aklımda kalan girişi ile yapmak biraz değişik olacak.Bir yazının bitişi bir şarkının başlangıcı oldu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Even if it's all over, don't ever say it was all in vain&lt;br /&gt;And don't tell me everything we believe in has been washed away&lt;br /&gt;Because something still remains&lt;br /&gt;I known it still remains, because I'm still the same&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-969180417568528325?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/969180417568528325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=969180417568528325&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/969180417568528325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/969180417568528325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/03/haftasonundan-gozlemlerim.html' title='haftasonundan gözlemlerim...'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-3090696528599218523</id><published>2009-02-14T01:12:00.003+02:00</published><updated>2009-02-14T01:46:40.179+02:00</updated><title type='text'>Auf der rollenden, rollenden See...</title><content type='html'>Orta üçte hepimize zorunlu okutturulan "das schiff esperanza" geliyor anılarımdan.Daha temelinde geminin kendini, suçlarını açık deniz ve alkol ile bastıran kaptanı Grove.Pek alakalı değil aslında yazacaklarımla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya ben hislerimi ne ile bastırıyorum?Neyi bekliyorum ya da? Hiç gelmeme ihtimali olan bir sevileni mi?Yoksa zihnimin; en önemlisi kalbimin uyuşmasını mı? Kalıplanmış tanımların, özel günlerin, saçma sözlerin aksine yanında olmanın, bir söz söylemeden nereye baktığını bilmenin özlemi aradığım aslında.Uzatmadan sadece açık olan elini tutup kavramanın verdiği güven duygusu...Rüzgarın taşıdığı kokunla ciğerleri doldurup düşsem bile kalkacağımı, kalkmak zorunda olduğumu bilmek;  aynı güneşin doğacağını bilmek gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gurur; kaybedenlerin, acizlerin, basmakalıp düşüncelerle sıkışıp; durumu, egosunu, kendini korumaya çalışanların maskesi bir yerde.Benimse gururum yok seni düşünürken, özlerken ya da hiçbir şeye dayanamayıp yapacak birşey olmadığını hissedip durulana değin ağladığımda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bekleyen küçük paketteki müzik kutusuyla, o sevdiğimiz çikolataların üstünde duran not geliyor gözümün önüne:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span class="postbody"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.Yalnız kalmaktan korkmuyorumda,ya canım ellerini tutmak isterse? "*&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerini ellerimin arasını alıp, boynumda yumuşacık saçlarının içimi gıdıklamasını hissetmek, gözlerine bakınca dünyanın durmasını görmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buruluyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;* Can Yücel - &lt;span class="TDBasliklar"&gt;Ya Canım Ellerini Tutmak İsterse &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-3090696528599218523?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/3090696528599218523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=3090696528599218523&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/3090696528599218523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/3090696528599218523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/02/auf-der-rollenden-rollenden-see.html' title='Auf der rollenden, rollenden See...'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-1740626744444749396</id><published>2009-01-07T22:15:00.007+02:00</published><updated>2009-01-08T16:21:00.692+02:00</updated><title type='text'>"gimme something that i missed"...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bilemiyorum neden canım sıkılıyor...Güzel umutlarla başlayıp devam edebilecekken sonunda  biraz hayal kırıklığı, biraz kendime olan kızgınlığım ile son buluyor gene gün.Halbuki güzel başlamıştı en azından kahvaltı faslım es geçilcek gibi değildi.Hakkımı vermem lazım iyi sandwich yapıyorum.Son zamanlarda kendime hazırladığım en güzel kahvaltıydı doğrusu artık devamını bekler midem benden...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Mukavemet sınavında dikkatimi korusam, biraz da acele etmesem herhalde çok iyi bir sonuç alabilirdim gibime geliyor.Ama şanssızlık mı salaklığım mı son 12- 13 dakika kala neden gelip "orası 6 metre değil toplamda 7.5 metre" dersin be hocam? Son dakikalarda yetiştirmeye kastım ama bakalım ne olacak.Geçeceğim gibi bence.Umarım düşündüğüm gibi olur...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Aslında konu bunlar bile değil.Konu yukarda yazdığım msn iletin öncesinde yılbaşı ertesindeki konuşmamızdan sorna söylemeyi düşünüp hala beklediğim bir sözcük...İletini okuyunca daha bir aklıma takılan...Özlediğin şeylerden biri olarak bu da dahil mi bilemiyorum - umarım öyledir-  bugün sınavdan önce seni gördüğüm o güzel halinle seni kucaklamak, kolarımın arasına alıp yanağının yumuşaklığını parmaklarımda hissedebilmek...Gözlerine bakıp gözlerimi kapadığımda hala senin güzel yüzünü görüyor olmak, gözlerimi yeniden açtığımda gözlerinin beni bekliyor olması...Kollarımla sarıp seni bırakmasam...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ne zamandır aklımda olan şey bu; sana "özledim" diyebilmek.İçimden geçen tek kelime şu an...Anlamının içimde dolup taştığı ve devamını senle tamamlamak...Kısa öz bir mesaj atabilmek ve senden gelecek cevabı beklemek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ne dünya umrumda, ne zaman, ne de başka herhangi birşey.Sadece sen ve ben olmak...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SWYLqfQhe7I/AAAAAAAAAAo/-HHLfIrimCs/s1600-h/DSC00440.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SWYLqfQhe7I/AAAAAAAAAAo/-HHLfIrimCs/s200/DSC00440.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288927636966439858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;özledim seni fazlasıyla...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-1740626744444749396?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/1740626744444749396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=1740626744444749396&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/1740626744444749396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/1740626744444749396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2009/01/gimme-something-that-i-missed.html' title='&quot;gimme something that i missed&quot;...'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SWYLqfQhe7I/AAAAAAAAAAo/-HHLfIrimCs/s72-c/DSC00440.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-4531527862231436714</id><published>2008-12-30T03:36:00.003+02:00</published><updated>2008-12-30T04:17:27.049+02:00</updated><title type='text'>aklımda kalan notlar... 2</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Geçen salı sadece o notları alsın diyerek yukarıya çıktığımı bilmiyor hala.Ona bana dvd getireceklerini onları da beklediğimi söylemek zorunda kaldım.Aksi türlü ne kadar değerli olduğunu biliyor mu? Gerçi bilse dahi vereceği tepki büyük ihtimalle bunun ona baskı olduğu yönünde olacak.Halbuki istediğim sadece herşeyin düzgün gitmesi, iyi olması...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Uyuyamama sorununa bir çözüm bulmak lazım!&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Diyete dikkat etmek gerekiyor.Tam düzelmişken sağlık gene sorun çıkarmamalı.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dün akşam tüm bu konuşmalardan evvel bir umut sinemaya gideriz diye şansımı denemede önce havanın soğuk olmasına inat güzelce hazırlanıp aşağıya indim.Meğersem niyeti yokmuş, geç öğrendik olsun.Olan beni salaş halimin aksine smart casual gören ev ahalisine oldu.O şekilde adamlara dizi sezonu bırakmaya gitmek de ilginç oldu.Varsın olmasın ben gene bekleyeceğim bir umut belki şansım geri dönmeye karar verir...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kar tanelerinin ışığı odanın tavanına yansıtmasını özlemişim.Aklıma Nazım Hikmet'in Karlı Kayın Ormanında'sından bir dörtlük geliyor böyle havalarda:&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ayışığı renginde kar, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;keçe çizmelerim ağır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;içimde çalınan ıslık &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;beni nereye çağırır?&lt;/span&gt; "&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bazen düşünüyorum nasıl olurdu oturup bir banka bir cep votkasını yudumları paylaşarak içmek?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yılbaşını tek başıma kutlayacağım gibi gözüküyor.Bir nebze iyi kimse ne hüznüme ne sevincime dokunmayacak.Özlenenler olacak onlara iletiriz özlediğimizi...Biraz müzik, bolca alkol, milli piyango biletleri ve az biraz meze ile ...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kimse -çok yakınımdaki birkaç kişi hariç - ne hissettiğimi bile tam manası ile bilmiyor. İnsanlara karşı yapmacıktan iyiymiş gibi davrandığımı farkedemiyorlar.Çoğu haketmiyor bile ellerine sunulanları.Kıymetini bilmiyorlar sahip olduklarının...Çoğu bayağı cahillikleri içinde mutlu mesut hayatlarına devam ediyorlar.Cehaletin mutluluğunu yaşarcasına... Koyun gibiler, hayata karşı kayıtsız, umursamaz...Sürer gider böyle.Farkında olmak hayatın, dünyanın, sevebilmenin güzelliğinin, yaşamın acı tatlı tadının...Fazla mı zorluyoruz farkında olmakla, farketmeye çalışmakla?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çabalamak bazen yetmiyor hiçbirşeye ya da çabaladığımı zannediyorum.Hiçbir şey asla eskisi gibi olmaz ama buzları kırmak, birşeylerin yeşermesini sağlamaya çalışmak lazım. Sadece bir başıma olabilir mi bilmiyorum şüphesiz karşılıklı olması gereken birşey ama kendime olan inadımı ona sıkıntı, baskı olarak yansıttırmamalı.Keşke bir kılavuz olsa ne yapabileceğime dair ama söz konusu ben yahut o olunca bu geçerli olmuyor.Ondan tek beklediğim; önyargılarını birazcık hafifletmesi, biraz gardını indirmesi; geçmişi bende biliyorum onca zamanın telafi edebilmem için bir anda güvenmese de bunu becerebilmek için kıçımı yırtmaya kastığımı anlaması, biraz adım atmaya çalışırken ben yeni yürümeye başlayan bebeğin desteğini çekmek gibi benden deseğini çekmemesi.Aslında destek olmasından çok hata yapmama mani olsa, biraz zamanla olacağına dair ufak ufak adımları atmama müsade etmesi - daha çok kendimle ilgili dediği şeyde - birazcık adımlarımın akışına bırakması durumu...&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-4531527862231436714?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/4531527862231436714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=4531527862231436714&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/4531527862231436714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/4531527862231436714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2008/12/aklmda-kalan-notlar-2.html' title='aklımda kalan notlar... 2'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-1923893726077616271</id><published>2008-12-17T23:57:00.004+02:00</published><updated>2008-12-18T01:19:39.189+02:00</updated><title type='text'>aklımda kalan notlar... 1</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;isteyince oluyormuş evet; dersler filan yavaş yavaş rayına oturuyor bazı şeyler.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;insanlara sadece bir bakışla sinir etmek çok zevkli.kelime israfını önlüyor...&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;kafada kalan şeyleri notlara dökmek ilerde lazım olduğunda oldukça işe yarıyor. tabi özel olanlarını saklamak gerekli.insanların çoğu haddinden fazla meraklı...&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;kühne'nin barbekü sosu bağımlılık yapıyor...&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;mng kargo ile bir daha iş yapılmayacak.müşteri memnuniyeti kavramı daha çok "biz beceremedik siz kendiniz elden teslim edin." şeklinde.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;aynı şekilde bir daha grip aşısı da olunmayacak.olduk; keşke olmasaydım dedirttirdi. aşıdan sonra üstüste iki kere grip mi olunur? yada hafif geçirilmesi gerekmez mi? yoksa üniversitenin diğer tüm hizmetleri gibi sağlık hizmetlerinden de mi bir cacık olmayacak daima?&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;tv de her ne kadar arada istisnaları da olsa ülkemin siyasetçilerini tartışmaları izlenmeyecek.sadece baş ağrısı.tartışabiliyorlar mı o da ayrı bir yazı konusu...&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;göz kırparak verilen bir selama bir merhabaya bile gülümsemesi yetiyor.bir gülümsemesi ile içimi ısıtıyor...&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;bir ucu açıkta, esirgenmiş konuşmalarda kalmak...&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;yetmiyor hiçbir şey, varsa yoksa o...umarsız bekleyişler bir ışık görebilme umuduyla; mutlu değilim ben...&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-1923893726077616271?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/1923893726077616271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=1923893726077616271&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/1923893726077616271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/1923893726077616271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2008/12/aklmda-kalan-notlar-1_17.html' title='aklımda kalan notlar... 1'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-4703155685369537989</id><published>2008-12-07T02:27:00.003+02:00</published><updated>2008-12-07T03:08:31.919+02:00</updated><title type='text'>Şans üzerine yazılar - 1</title><content type='html'>*38 dakikalık bir üşengeçlik sebep olabilir miydi yazmaya başlarken? Oluyormuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu herkes mantıksız, imkansız sanar; ya bugüne değin başlarına gelmediğinden ya da yaşadıkları örnekler içerisinde bu derece kötüsünü görmediklerinden.&lt;br /&gt;Şanssızlığın üstüste gelmesinden bahsediyorum:&lt;br /&gt;Hani bir işe başlamaya karar verdiğinizde,&lt;br /&gt;ya da birşeyleri değiştirmeye çabaladığınızda,&lt;br /&gt;yahut tam ortasında herşeyin...&lt;br /&gt;Kağıttan kulenizin en altındaki kağıdın kayması bir nevi...&lt;br /&gt;Kağıttan kule yıkılırken aynı zamanda ocaktaki yemeğin alev alması gibi,&lt;br /&gt;Söndürmeyi beceremeyip itfaiyeyi aradığınızda meşgul sesinin gelmesi de tuzu biberi olurdu herşeyin değil mi?&lt;br /&gt;Aslında meşgul sesi gökyüzünden geliyor ya da kulakta benzer bir ses duyulmuş hissi yaratıyor böyle anlarda;&lt;br /&gt;Yukarıya bakıp neden sorusunu yöneltip, anlamsızca cevabın gelmesini bekliyorsunuz.Ama evet cevap gelmiyor:&lt;br /&gt;"Aradığınız yere şu anda ulaşılınamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok saçma geliyor haliyle; hem yaşayana hem de okuyana.&lt;br /&gt;Bu kadarı da olmaz, hayal herhalde denip geçiştiriliyor.Ama oluyor.&lt;br /&gt;Bir adım atıyorsunuz ve önünüze yukardan saksı düşüyor.Sonrasında bir adım ve bakalım şimdi ne düşücek yukardan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama umudunuzu yitirmenize gerek yok, en azından ilk kez böyle birşeyle karşılaşıp "daha kötü ne olabilirdi ki?" diyenlere "sıradaki..." deyip geçme lüksüne sahipsiniz.&lt;br /&gt;Ne olduğunuzu, neler olabileceğini bir nebze tahmin edebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;İyiyi değil de, ötekisini...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-4703155685369537989?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/4703155685369537989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=4703155685369537989&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/4703155685369537989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/4703155685369537989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2008/12/ans-zerine-yazlar-1.html' title='Şans üzerine yazılar - 1'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-951563863831291731</id><published>2008-12-03T21:40:00.003+02:00</published><updated>2008-12-18T02:11:18.833+02:00</updated><title type='text'>Aydın Boysan'dan iyi cacık nasıl yapılır tarifi:</title><content type='html'>Aydın Boysan rakı severlerin piri sayılan, hoşsohbet, ehl-i keyf, mimar, yazar.Yaşamayı seven, yaşamdan zevk alan...Food and Travel dergisi kendisi ile rakı kültürü üzerine bir röportaj yapmış.Bu röportajda yer alan bir meze olarak cacık tarifi genel bilinenin aksine yada kolaya kaçılanın aksine güzel bir tarif:&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Yoğurdu iyice çırpacaksınız ama su katmayacaksınız içine. Sonra yavaş yavaş zeytinyağı dökeceksiniz yoğurdun içine ve çırpmaya devam edeceksiniz. İyice yedireceksiniz zeytinyağını yoğurda. Hıyarların kabuğunu soyup diklemesine, ince ince doğrayacaksınız. İnce, uzun ve yassı olacak hıyar taneleri ki suyu yoğurda geçsin. Doğradıktan sonra da tuzlayacaksınız. Bir diş sarımsağı doğrayıp havanda tuzla döveceksiniz. Bunların yanı sıra kırmızıbiber, nane, dereotu da katın içine ve hepsini karıştırın. Sonra da buzdolabında bekletin, soğuyana kadar. Bazıları cacığın içine buz koyar; soğusun diye. Ayıptır öyle yapmak."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Tarifi bu hoşsohbet insanın erkeklere yönelik bir sözü ile bitirelim&lt;em&gt;;"Hanımlardan hiçbir saatte, hiçbir yerde uzaklaşmamak gerekir. Öyle bir hıyarlık olabilir mi? O hıyardan hele, hiç cacık olmaz."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Yazının devamı için:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.foodandtravel.com.tr/haberler/detay/20901/Rakiyi-Yudum-Yudum-Icmeli"&gt;http://www.foodandtravel.com.tr/haberler/detay/20901/Rakiyi-Yudum-Yudum-Icmeli&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-951563863831291731?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/951563863831291731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=951563863831291731&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/951563863831291731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/951563863831291731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2008/12/aydn-boysandan-iyi-cack-nasl-yaplr.html' title='Aydın Boysan&apos;dan iyi cacık nasıl yapılır tarifi:'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-7656200322972339969</id><published>2008-12-02T05:17:00.002+02:00</published><updated>2008-12-02T05:29:45.082+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Liebe...'/><title type='text'>Verlorene Liebe</title><content type='html'>Lieder schweigen jetzt und Klagen,&lt;br /&gt;Nun will ich erst fröhlich sein,&lt;br /&gt;All mein Leid will ich zerschlagen&lt;br /&gt;Und Erinnern - gebt mir Wein!&lt;br /&gt;Wie er mir verlockend spiegelt&lt;br /&gt;Sterne und der Erde Lust,&lt;br /&gt;Stillgeschäftig dann entriegelt&lt;br /&gt;All die Teufel in der Brust,&lt;br /&gt;Erst der Knecht und dann der Meister,&lt;br /&gt;Bricht er durch die Nacht herein,&lt;br /&gt;Wildester der Lügengeister,&lt;br /&gt;Ring mit mir, ich lache dein!&lt;br /&gt;Und den Becher voll Entsetzen&lt;br /&gt;Werf ich in des Stromes Grund,&lt;br /&gt;Dass sich nimmer dran soll letzen&lt;br /&gt;Wer noch fröhlich und gesund!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lauten hör ich ferne klingen,&lt;br /&gt;Lustge Bursche ziehn vom Schmaus,&lt;br /&gt;Ständchen sie den Liebsten bringen,&lt;br /&gt;Und das lockt mich mit hinaus.&lt;br /&gt;Mädchen hinterm blühnden Baume&lt;br /&gt;Winkt und macht das Fenster auf,&lt;br /&gt;Und ich steige wie im Traume&lt;br /&gt;Durch das kleine Haus hinauf.&lt;br /&gt;Schüttle nur die dunklen Locken&lt;br /&gt;Aus dem schönen Angesicht!&lt;br /&gt;Sieh, ich stehe ganz erschrocken:&lt;br /&gt;Das sind ihre Augen licht,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Locken hatte sie wie deine,&lt;br /&gt;Bleiche Wangen, Lippen rot -&lt;br /&gt;Ach, du bist ja doch nicht meine,&lt;br /&gt;Und mein Lieb ist lange tot!&lt;br /&gt;Hättest du nur nicht gesprochen&lt;br /&gt;Und so frech geblickt nach mir,&lt;br /&gt;Das hat ganz den Traum zerbrochen&lt;br /&gt;Und nun grauet mir vor dir.&lt;br /&gt;Da nimm Geld, kauf Putz und Flimmern,&lt;br /&gt;Fort und lache nicht so wild!&lt;br /&gt;O ich möchte dich zertrümmern,&lt;br /&gt;Schönes, lügenhaftes Bild!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spät von dem verlornen Kinde&lt;br /&gt;Kam ich durch die Nacht daher,&lt;br /&gt;Fahnen drehten sich im Winde,&lt;br /&gt;Alle Gassen waren leer.&lt;br /&gt;Oben lag noch meine Laute&lt;br /&gt;Und mein Fenster stand noch auf,&lt;br /&gt;Aus dem stillen Grunde graute&lt;br /&gt;Wunderbar die Stadt herauf.&lt;br /&gt;Draussen aber blitzts vom weiten,&lt;br /&gt;Alter Zeiten ich gedacht',&lt;br /&gt;Schaudernd reiss ich in den Saiten&lt;br /&gt;Und ich sing die halbe Nacht.&lt;br /&gt;Die verschlafnen Nachbarn sprechen,&lt;br /&gt;Dass ich nächtlich trunken sei -&lt;br /&gt;O du mein Gott! und mir brechen&lt;br /&gt;Herz und Saitenspiel entzwei!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Joseph von Eichendorff&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-7656200322972339969?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/7656200322972339969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=7656200322972339969&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/7656200322972339969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/7656200322972339969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2008/12/verlorene-liebe.html' title='Verlorene Liebe'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5295213345769421675.post-6049873743078687183</id><published>2008-12-02T04:34:00.000+02:00</published><updated>2008-12-02T05:29:45.082+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Liebe...'/><title type='text'>Der beste Liebesbrief</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Hat sie's dir denn angetan&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Im Vorüberschweben,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;So verfolge rasch die Bahn&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Zu dem neuen Leben.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Hasche dir den Schmetterling&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Auf dem Rosenhügel,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Nimm ihm mit dem blauen Ring&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Seinen weißen Flügel;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Borge von der Biene dann&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Dir den Honigrüssel,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Der zum Griffel dienen kann,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Wie zum Blumenschlüssel;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Laß das Blatt nun ohne Scheu&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Durch die Lüfte schnellen:&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Ist dir Amor hold und treu,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;Wird's der Wind bestellen.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;Author / Dichter :Friedrich Hebbel&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5295213345769421675-6049873743078687183?l=bothsidesoftheforce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/feeds/6049873743078687183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5295213345769421675&amp;postID=6049873743078687183&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/6049873743078687183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5295213345769421675/posts/default/6049873743078687183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bothsidesoftheforce.blogspot.com/2008/12/der-beste-liebesbrief.html' title='Der beste Liebesbrief'/><author><name>both sides of the force</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00745297474018631288</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_qA9z0XEWhO4/SO_l404nRyI/AAAAAAAAAAM/GAJQo9XEzlg/S220/Jabiim.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
