16 Eylül 2009 Çarşamba

gelmeyecek bile olsan

Beni sevdiğinde bu şiir neredeydi?Gerçi soru mu bu, benim aklım neredeydi çoğu zaman değil mi?
Bazı şeylere başlamak istediğimde her seferinde aklıma gelen şeyin artık ne olduğunu biliyorum. İsmi yok, adlandırmaya da gerek yok aslında.Kimisi hasret der, özlem der, nefret, aşk, karasevda ve kimbilir...Ben adlandırmaktan, ad koymaktan vazgeçtim.Tarifini yapsam da anlamayacağın o his var duygularla karışık.Düşünceler mi?Onlar uzak ara apayrı dünyalara yelken açtılar...

Anlamını yitirmişler ve flulaşmış hisler, düşünceler...Sen yap tanımı.Bana göre çöl desem bir yerde haklıyımdır ama çöl de değil orası: derin karanlık evrenin başlangıcından öncesi gibi...

Ümit Yaşar Oğuzcan'ı ortaokul hayatından sonra tekrar karşılaşacağımı bilsem ve bir o kadar tanıdıklarımda bilse suratlarımızda o malum hınzır gülümseme ile bir zamanlara dair anılar canlanırdı.Oysaki anılarım yok "bir nefes düş gibi"yi okurken.Sadece yaşadığımın tanımı gibi hissettiriyor okurken mısralarını...

bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu
sevme hakkından alıkoyamaz.

sevmek çoğu zaman var olmaktır.
sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
sen bile buna karşı koyamazsın.
sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
bir zaman başkalarında aradım seni,
başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.

nasıl olsa gelecektin birgün.
ve işte geldin de!
bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım
hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.
ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,
mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
beraberinde sürükleyerek gideceksin.
işte o zaman yoklukların
en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

er geç gideceksin; beni anlayamadan,
beni sevemeden gideceksin.
yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
tesellisiz bir hüzün kalacak.
yıllardır aradığım sendin
ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...

geldin ya!
şimdi herşey güzel seninle.
yürümenin, konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.
sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...


Acaba bir konuşmaya sığdırabilir miyiz tüm bunları? Ve dahi olabilir miydi?

0 yorum: