16 Eylül 2009 Çarşamba

ayak sesleri...

Ruhumu sattım mı; ya da sattıysam nerde, ne zaman, neye, kime sattım bilmiyorum.Hangi şeytanla pazarlık yaptığımı hatırlamıyorum bile böyle olmak için.İnandırıcı gelmiyor konuşmalar, ilişkiler, dostluklar.Huzursuz ve kuruntulu sayılır mıyım acaba?Karşımdakine baktığımda bir yerden Leman sam'ın o meşhur şarkısı "illa" çalınıyor bu halleri görmeye devam ettikçe.Hep o kaçışlar, üstünkörülük, cümlelerin ardındaki saklanan manalar göze batıyor.Baterken çekiyor peşi sıra batan geminin çevresindekileri de kendisiyle birlikte denizin derinliklerine sürüklemesi gibi.

O değer yargıları, o tabular, ahlak kisvesi ya da hayatın işleyişine dair genel kabuller ne ad verilirse verilsin, inancımı kaybettim herşeye karşı...

Zihnimin içinde birçok ben yürüyor bir aşağı bir yukarı ayak sesleri baş ağrıtırcasına:

"yok olun ayak sesleri
kendi halime bırakın beni..."

Mad Men izliyorum en başından, zaman geçsin diyerek.Nostaljinin anlamını açıklıyordu son izlediğim bölümde Don: "in Greek, "nostalgia" literally means "the pain from an old wound." It's a twinge in your heart far more powerful than memory alone."

Ayak sesleri artıyor, yaralar acımaya devam ediyor...

0 yorum: