19 Ağustos 2009 Çarşamba

Türkiye nereye koşuyor?

Kendimle yaşıt çoğunluğun hatırlayacağını sanmıyorum, ancak belli bir kısım okumaya öğrenmeye aç biliyordur.Zamanında Emin Çölaşan'ın yazdığı bir kitaptı "Turgut nereye koşuyor?".Şimdi kimileri "kim bu Turgut?" diye soracak, hemen cevaplayalım: Semra Özal'ın "Tonton"u bizim 8.ci cumhurbaşkanımız; Turgut Özal.İlgilenenler 80 sonrası Türkiye'yi 12 Eylül'ü, yeşil kuşağı, ılımlı İslam'ı, 24 Ocak Kararlarını araştırabilirler.Konumuz bu değil çünkü.Sadece bir dönemin kitabından başlığımıza yaratıcı bir isim bulduk.

Efenim konumuz şu gündemde binbir türlü tartışmalar dönüyor; Ergenekon, yeşil darbe, ekonomik kriz, küresel sermaye, ılımlı islam, Türkiye İran gibi olur mu vesaire...Gençliğin olaylara bakışı malum; daha objektif gözle bakabilmek için olgunlaşmak gerekiyor, serinkanlı rasyonel düşünmek gerekiyor.Bu okumanın, eğitimin yanında biraz da tecrübe ile alakalı ama olsun.

Neyse uzun sözün kısası temin başıma gelen bir olay üzerimdeki uyku halini atmamı sağladı. Hani şu hepimizin vazgeçemediği paylaşım ağı çılgınlığı var ya?Hani hepimizin istemem yan cebime koy deyip ben öyle popüler şeyleri sevmiyorum diyip gizliden takip ettiği?Evet açık konuşayım takip ediyorum bir kısmını.Etmem yada etmemem için bahanem yok, yada henüz aklıma gelmediler.Facebook hesabımı kontrol ederken gözüme çarptı: Üniversiteye yeni gelmiş (çömez bir nevi) kendi küçük bağımsız dünyasını yarattığının! sevincinde bir kız arkadaşımın gönderdiği davetiyeye gözüm ilişti.Davetiyenin konusu ilginçti: "Darbeciler Yargılansın" konulu bir davetiye.

Ne tarafı ilginç mi bunun?Olayı ilginç kılan kısma gelmeden önce davetiyenin içeriğini belirtelim. Davetiyenin içeriğinde hani şimdilerde ülkemizde "tüh kaka" ilan edilen laik, ulusuna bağlı, vatansever, aydın kesimin darbeci olarak yaftalanması var en başında.Pardon yaftalamadan önce düşünüyorduk değil mi?Kemalizmin ülkenin baş düşmanı ilan edilmesini, TSK'nın suçlu kendi halkına düşmanmış gibi gösterilmeye çalışılmasını saymıyoruz bile... Tabi tüm bunların karşı tarafında yaşanılamadığı iddia edilen bir din, ibadet özgürlüğü, kamusal alanın herhangi bir dini sembolle işgal edilmesi, dini sembolizm ile kamplaşma yaratılması ki kimileri buna türban meselesi diyor vesair pek çoğunu gündelik basının yandaş olsun olmasın her tarafında görebileceğimiz şeyler var.

Olayı ilginç kılansa bu davetiyeyi gönderen kızımızın kendini modern, aydın gören, toplumu dışlayan, kendisinin farklı olduğunu iddiasında olması.Garip gelen bir yandan insanları neye davet ettiğini bilmez iken, bilmeden (belki de biliyordur ne malum?) savunduğu görüştekilerin aksine dinden uzak sözde agnostik yaşadığı iddiasında bulunup, günümüzün "emo" kültürü ile beslenip, erkek arkadaşlarıyla herşeyi özgürce yaşayabilirken bir yandan bunu ahlaksız olarak görenlerin yanında olması.

Burası Türkiye işte.Gerçek aydınları ölürken öldürülürken kim ne olduğunu bilmeden, bilgiye sahip olmadan fikir sahibi oluyor.

Şimdi tekrar soruyorum; Türkiye nereye koşuyor? Hele ki bu bir garip genç nesli ile...

0 yorum: